B.Ü. Turizm İşletmeciliği Öğrencileri, Turizm Sektörünün Sorunlarına Yenilikçi Çözüm Önerileri Geliştiriyor

B.Ü. Turizm İşletmeciliği Öğrencileri, Turizm Sektörünün Sorunlarına Yenilikçi Çözüm Önerileri Geliştiriyor

Birleşmiş Miller Dünya Turizm Örgütü (UNWTO) tarafından bu yıl ilk kez düzenlenen Dünya Turizm Öğrencileri Ligi (World Tourism Students League) yarışması ile turizm eğitimi alan gençler, turizm sektörünün yaşadığı sorunları analiz edip, çözüm önerileri üretiyorlar. Her ay Dünya Turizm Örgütü tarafından belirlenen farklı bir örnek olayın incelendiği yarışmaya, dünyanın çeşitli ülkelerinden toplam 60 üniversite katılıyor. Boğaziçi Üniversitesi’ni Turizm İşletmeciliği Bölümü son sınıf öğrencileri, Öykü Asya Ay, Murat Furkan Bilgin, Selin Mıstınoğlu, Berk Semiz ve Gözde Yangu’dan oluşan “Beyond Five” takımı temsil ediyor. Takımın danışmanlığını ise Prof. Dr. Maria D. Alvarez ve Dr. Öğr. Üyesi Ahmet Uşaklı yürütüyor.

Dünya Turizm Öğrencileri Ligi

Dünya Turizm Öğrencileri Ligi yarışması, toplam 5 örnek olay analizinden oluşuyor. Şubat ayında başlayan yarışmada, her ay öğrencilere sektörün karşılaştığı gerçek bir sorun, örnek olay olarak veriliyor. Öğrencilerin bu sorunlara yenilikçi ve kapsayıcı çözümler oluşturması istenirken; sunmuş oldukları çözüm önerilerinin aynı zamanda, Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları ile de uyumlu olması bekleniyor. Takımların sunduğu çözüm önerileri, Dünya Turizm Örgütü tarafından oluşturulan bir jüri tarafından değerlendirilip, puanlandırılıyor. İlk 4 örnek olaydan en yüksek toplam puanı alan 4 takımın finale kalacağı yarışmada, beşinci ve son örnek olay analizinin, Dünya Turizm Örgütü’nün merkezi olan Madrid’de yapılması planlanıyor.

“Beyond Five” ismi nereden geliyor?

Her ne kadar beş öğrenciden oluşan bir takım olsak da, Boğaziçi Üniversitesi’nin genelini temsil ettiğimiz düşüncesinden yola çıkarak, takımımızın ismini “Beyond Five” olarak seçtik. Çünkü geliştirdiğimiz çözüm önerilerinin arkasında sadece bizler değil, bir bütün olarak Boğaziçi kültürünün olduğuna inanıyoruz.

Şu ana kadar turizm sektörüne yönelik ne gibi sorunlara çözüm önerileri geliştirdiniz?

Yarışma kapsamında şu ana kadar 3 örnek olay analizini tamamladık. Üzerinde çalıştığımız ilk örnek olay, kırsalda yer alan ve şarap turizmi ile ünlü olan bir bölgeyle ilgiliydi. Burada çözmemiz gereken asıl sorun, bölgedeki küçük ölçekli şarap üreticilerinin, büyük şarap üreticileri ile yeterince rekabet edemeyişi ile ilgiliydi. Rekabet gücündeki bu farklılık nedeniyle, bölgede turizmin yarattığı gelirler, yalnızca belirli büyük ölçekli üreticilerde toplanırken; küçük işletmeler ve aslında turizme çeşitli şekillerde katkı sağlayabilecek yerel halk, turizmin yaratacağı gelirden faydalanamıyordu. Bu örnek olay için geliştirdiğimiz projede, küçük çaplı 5 şarap işletmecisinin işbirliği ile çalıştığı bir bağbozumu festivali planladık. Bu festival sayesinde, şehrin birçok bölgesini turistler için daha çekici hale getirirken, sadece bu 5 küçük şarap işletmecisinin ev sahipliği yapacağı özel atölyeler ve etkinlikler de planladık. Şarapla yemek pişirme, ekmek yapımı, peynir atölyesi gibi yerel halkın kendi ürünlerini sergileyebileceği atölyelerin yanı sıra; yoga, meditasyon ve müzik atölyeleri gibi farklı turist gruplarına hitap edebilecek etkinlikler de festival programı içerisinde yerini aldı. Aynı zamanda festivale katılacak olan turistlere rehberlik etmeyi ve deneyimlerini daha da zenginleştirmeyi hedefleyen bir mobil uygulama önerisi sunduk. Bu uygulama sayesinde turistler kendi zevkleri doğrultusunda vakit geçirmek isteyecekleri restoran ve işletmeleri kolayca bulabilme imkanına erişecekler. Bu projeyle birlikte, bölgeyi ziyaret edecek turistlere şarap turizminin yanı sıra şarapla özdeşleşen bir hayat tarzı sunulurken, bir yandan da festival ve mobil uygulama sayesinde turizm gelirinin tüm bölge halkına ekonomik katkı sağlaması ve fırsat eşitliğinden yararlanılması hedefleniyor. Kısaca ilk örnek olay için sunduğumuz proje ile bölgenin, dijital çözümler ve sosyo-kültürel aktiviteler sayesinde, turistlerin zihninde vazgeçilmez bir şarap turizmi destinasyonu olarak yer edinmesini amaçlıyoruz.

Çalıştığımız ikinci örnek olayda kendi seçeceğimiz bir destinasyonda, COVID-19 sonrasında yerel ekonomiye sürdürülebilir yöntemlerle ivme kazandırmamız, bunu yaparken de kadın ve genç istihdamını artırmamız istendi. Bu doğrultuda, Anadolu'da halihazırda var olan kadim bir yürüyüş rotasını (St. Paul Yolu) örnek bölge olarak belirledik. Bu yürüyüş rotasının geçtiği yerler, özellikle Hristiyanlık için oldukça önemli olmasına rağmen, turizm açısından beklenen gelişmişliği yeterince gösteremedi. Bu nedenle, bölgenin kültürel çekiciliğinin yanı sıra doğal çekiciliklerini de vurgulayan tanıtım kampanyaları planladık. Bölgenin sağlayabileceği olanakları çeşitlendirip, mevsimselliği de göz önünde bulundurarak bölgeyi kalkındıracak çeşitli hedefler ve aktiviteler önerdik. COVID-19 salgını sonrasında, uluslararası ve kalabalık gruplar halinde yapılan kitle turizmi anlayışının yerini, daha yerel ve butik türde turizm hareketlerinin alacağını öngördüğümüz için projemizde daha çok ülke içi kampanyalara ağırlık verdik. Ayrıca proje kapsamında kadınları ve gençleri sadece birer işgören olarak görmeyip; KOBİ destekleri ve eğitim programları aracılığıyla kadın ve gençlerden girişimciler yetiştirecek programlar da planladık.

Üçüncü örnek olay ise COVID-19 sonrası normale geçiş süreci ile ilgiliydi. Bu örnek olayda, koronavirüs salgınından en fazla etkilenen ülkelerden olan İspanya’nın, turizmde nasıl normalleşmeye geçeceğine yönelik çözümler geliştirmemiz istendi. Belirsizliğin had safhada olduğu bu dönemde, aslında sadece İspanya için değil, Türkiye ve Dünya turizmi için de uygulanabilir bazı çözümler sunduk. Ayrıca bu krizi, turizmin uzun yıllardır devam eden kemikleşmiş bazı sorunlarını çözmeye başlamak ve sürdürülebilir yeni bir turizm modeli geliştirmek için bir fırsat olarak görebiliriz.

Bu örnek olay için hazırladığımız projede, salgın sonrası turizm sektörüne yönelik toparlanma sürecinde en büyük problemlerden birinin, güven duygusunun nasıl sağlanacağını ortaya koyduk. Öncelikle, turistik destinasyonlara güvenli bir seyahat sağlamak ve o destinasyonlarda kalabalıkları azaltmak ilk çalışmamız olmalı. İspanya özelinde Barcelona ve İbiza gibi turizme ilginin aşırı olduğu bölgelere, azami turist sayısı koyarak, havayolları üzerinden belirli sayıda varış kabul ederek; hem yerel halkın ve turistlerin sağlığı korunabilir hem de turizmde bir hareketlenme sağlanabilir. Azami belirlenecek varış sayısının tahminleri için, pandeminin daha hafif yaşandığı ülkeler hedef alınıp, geçen yılların trendleri incelenip, Google Trends benzeri uygulamalar kullanılarak talep sayısı dikkatlice belirlenebilir. Benzer bir uygulama, ülkemizde turist ilgisinin yoğun olduğu Antalya, Muğla, İzmir ve İstanbul gibi şehirler için de uygulanabilir. Bu şehirlerimize yoğunlaşan talebi, diğer destinasyonlara dengeli bir şekilde yönlendirebilirsek, turizm için daha sürdürülebilir bir kalkınmanın önünü açmış oluruz.

Bir diğer önerimiz ise her turistik işletme için (oteller, restoranlar, eğlence işletmeleri vb.) zorunlu bir “güven sertifikası” adını verdiğimiz bir onay belgesi geliştirmek. Bir ay içerisinde merkezi hükümet veya yerel yönetimler tarafından eğitim sonrası verilebilecek olan bu sertifika, işletmelerin pandemiye karşı alması gereken asgari önlemleri içerecektir. Örneğin, restoranlar ve eğlence işletmeleri için oturma düzeninin sosyal mesafeyi koruyacak şekilde yeniden düzenlenmesi, oteller için konuk sayılarının kısıtlanması, açık büfelerin kaldırılması, yiyeceklerin sadece tabak servisi ile sunulması gibi bazı temel düzenlemeler, salgın sonrası normale geçiş sürecinde son derece önem arz etmektedir. Bu tür önlemleri yerine getirmeyen veya sertifikalandırılmayan turizm işletmelerinin salgın sonlanana kadar açılmasına izin verilmemesi gerekmektedir. Bu tür bir sertifikalandırma sayesinde, potansiyel turistlerin gözünde daha güvenilir bir imaj oluşturacağımızı düşünüyoruz. Ayrıca turist yoğunluğunu gösteren bir mobil uygulama geliştirilerek, turistlerin kalabalık ortamlardan kaçınması sağlanacaktır. Söz konusu mobil uygulama, turistik bölgelerdeki anlık yoğunluğu renklere ayırarak, turistlere rehberlik edeceği gibi, sadece şehirlerin popüler yerlerini değil, aynı zamanda gizli kalmış güzelliklerin de keşfedilmesini sağlayacaktır. Ülkemizdeki ‘Hayat Eve Sığar’ uygulamasında yer alan risk haritası verileri birçok vatandaşımız tarafından kullanılıyor. Ancak söz konusu uygulamanın sadece Türkçe olması nedeniyle, çeşitli dillerde hazırlanacak benzer bir uygulamaya özellikle yabancı turistler için ihtiyaç olduğunu düşünüyoruz. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın hızlıca bu tür bir mobil uygulama geliştirmesi, bu zorlu dönem için önemli çözüm olacağına inanıyoruz.

Yarışmanın web sitesi:

https://www.unwto.org/students-league-platform/